Bu
şahsiyetlerin ve Anadolu'nun yeni sahiplerinin engin hoşgörüleri,
bilim, san'at ve teknik alanlardaki üstünlükleri, köklü kültürel ve
sosyal yapıları, Anadolu'nun "Ana Yurdumuz" olmasında büyük etken
olmuştur. Böylece ne Bizans saldırıları, ne Moğol istilâsı, ne Haçlı
orduları, ne İtalyan, ne Yunan işgalleri, Türk'ün Anadolu'daki
egemenliğini yok edememiştir.
Konya
ve millî kültürümüzün manevi mimarları, Mevlânâ Celâleddin Rûmî; yaşama
sevinci, dünya görüşü ve hayat felsefesi ile dünyaya ışık tutarken;
Nasreddin Hocamız, Türk Mileti'nin hazır cevaplılığını nükteleriyle dile
getirmiş; Yunus Emre ise insan ve insanlık sevgisiyle adeta Ortaçağ
karanlığındaki Avrupa'ya "medeniyet dersleri" vermiştir.
5 Ocak 2013 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Sayfamızı Beğenmenizle
Mutluluk Duyarız
Mutluluk Duyarız


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder